<<

Dr. Günay

Cinsel Temasla Bulaşan Hastalıklar

Frengi, Gonore (Bel Soğukluğu), Genital Herpes (Genital Uçuk), AIDS ve HPV Dermatoloji Bilimini ilgilendiren hastalıklardandır.

Frengi (Sifilis) "spiroket" adı verilen bir bakteriyle, cinsel temasla bulaşan hastalıktır. Şankr adı verilen, ülsere yara ilk belirtisidir. Zamanla lenf bezi şişmesi, deri ve iç organ tutulmaları ile ilerler. Eskiden öldürücü olan bu hastalık, Penisilin'in bulunmasından ve antibiyotiklerin gelişmesinden sonra kolayca tedavi edilebilmektedir.

Gonore (Bel Soğukluğu) Gonokok adı verilen bir mikropla, cinsel temasla bulaşan enfeksiyon türüdür. İlk belirtisi yeşil-sarı akıntıdır ve idrar yaparken yanmadır. Tedavisi uygun antibiyotiklerle yapılır.

Genital Herpes (uçuk) cinsel temasla bulaşan uçuk türüdür. Dudakta çıkan uçuğa benzer ve genital bölgede görülür. Tedavisi anti herpes ilaçlarla yapılır. Tekrarlayıcıdır.

AIDS, edinilmiş bağışıklık yetmezliği hastalığıdır. Kilo kaybı, geçmeyen ateş, uzun süren ishal gibi bilinen enfeksiyon belirtileri ile başlar. Öksürük ve deri belirtileriyle devam eder. Giderek ilerleyen hastalıkta kesin tanı Laboratuvar Testlerle konur. Tedavide erken tanı önemlidir, antiretroviral (virüsün gelişme ve yayılmasını durduran)ilaçlar kullanılmaktadır.

HPV'ye gelince: Kadın ve erkekte, her iki cinste de görülebilen genital siğillerin sayısında son zamanlarda çok büyük bir artış gözlüyoruz. Nedeni bir virüs (HPV) olan siğiller, toplu iğne başı iriliğinde, küçük et beni seklinde olanlardan başlayıp, birleşerek karnabahar seklinde, 3-4 cm büyüklüğe ulaşabilen boyutlarda olabiliyor.

Tek bulaşma yolu cinsel temas olan bu hastalık, çoğunlukla, hastaların bu siğiller ile bize başvurması ile tanınabiliyor. Tanı, erkekte gözle görülebilen belirtiler, ancak, kadında bazen gözlenemeyen ve ancak bir jinekolog tarafından uygulanabilecek vajinal smear ile konulabiliyor. Tedavi kadın ve erkekte elektrokoter veya lazer uygulanarak gerçekleştiriliyor. Bazen nüksler olabildiğinden tedavinin birkaç kez tekrarlanması gerekebilir. Bu tedavi, belirtilerin yaygınlığına göre, lokal veya genel anestezi altında yapılır.

Bunlardan da anlayabileceğimiz gibi, erken tanı konulduğu zaman tedavisi son derece kolay olan bu hastalık, tedavisinde geç kalındığı zaman, özellikle kadınlarda rahim ağız kanserinin sebeplerinden en önemlisi olabilmektedir. Kadınlarda meme kanserinden sonra en sık rastlanan ikinci tür kanser türü olan rahim ağzı kanserinin, sebeplerinden bir tanesi HPV’dir. Erkeklerde yapılan çalışmalarda ise, anlamlı bir sonuca varılamamış olmakla birlikte, tek tük vakalarda penis kanseri gözlenmiştir.

Bu önemli etkisinden dolayı, HPV için yapılan çalışmalar, son yıllarda sonuç vermiş ve bu virüsten koruyucu aşı geliştirilmiştir. Ancak, bu arada şunu belirtmemiz gerekiyor; HPV kavramı tek bir virüs türünü kapsamaz, 30’un üzerinde HPV türü vardır. Bunlardan ancak 4 tipi rahim ağzı kanseri riskini artıran türlerdir. Bu nedenle, HPV aşısı, tüm tiplere değil, sadece risk taşıyan 4 tipten korunmak için uygulanmaktadır. Avrupa ve Dünya’da birçok ülkede okullarda zorunlu olarak uygulanan HPV aşısı, ülkemizde henüz ne yazık ki bu kapsama girememiştir. Şu anda uygulama yaşı 9 - 45 yaş aralığı olmakla birlikte, ben 9 yaşın üzerinde, her yaşta yapılmasını öneriyorum. Aşı, protein tabiatında olup hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır.

Genital Herpes (Uçuk) ve Tedavisi

Genital herpes, herpes simplex virüsünden (HSV) kaynaklanan bir hastalıktır, iki türü vardır. Tip 1 (HSV-1) genelde, dudaklar ve ağzın bir enfeksiyonu olan oral uçuğa yol açar. Belirtiler yaygın olarak uçuk olarak bilinir. Geçmişte HSV-1’in genital uçuğa neden olduğu biliniyordu ama bu değişiyor, özellikle de küçük yaşta cinsel ilişkiye girmeye başlayan kişiler arasında. Yine de, birçok vakada, genital herpes ikinci tip herpes virüsünden kaynaklanır (HSV-2).

HSV-2 sinirlerde yaşar. Etkin olduğunda enfekte bölgenin (cildin veya mukoz zarın) yüzeyine yol alır ve kendini kopyalar. Buna “dökülme” denir çünkü bu yeni virüsler, bu sırada başka bir insana dökülebilir. Sonra virüs sinirden genelde omurganın kökündeki sinir düğümüne (sinir dokusu kütlesine) yol alır ve orada bir süre faaliyet göstermeden durur.

Kimlere genital herpes geçer?

Gelişmiş ülkelerde 12 yaş ve üstündeki kişilerin yaklaşık beşte biri genital uçuğa yol açan HSV-2 virüsüyle enfekte olmuştur ama %90’ı bunu bilmez. (Buna karşılık, uzmanlar yetişkinlerin %50 ila %80’inde oral uçuk olduğunu tahmin ediyor.)

Enfekte olan kadınların sayısı erkeklerden daha çoktur; erkeklerde beşte birken kadınlarda dörtte bir. Çünkü virüs kadının cinsel organlarını erkeğinkinden daha kolay enfekte edebilir. Genital uçuk insanlar yaşlandıkça daha yaygın hale gelir. Ne kadar çok cinsel partner olursa hastalık da o kadar yaygın olur.

İlk (asıl) nöbet

Kuluçka süresi (genital uçuğa maruz kaldıktan enfeksiyonun ilk patlak vermesine kadar geçen süre) genelde 2 ila 14 gündür. Ama çoğu insan ilk enfeksiyonlarını fark etmeyebilir. Tüm vücut etkilenip sizi grip olmuşsunuz gibi hissettirebilir. Kabarcıklar cinsel organlar veya anüs etrafında ya da virüsün vücuda girdiği bölgede ortaya çıkar. Kabarcıklar bir iki gün içinde patlar ve ağrılı, sızıntılı yaralar haline gelir. Yaralar genelde (tedavisiz) 3 haftada iyileşir ve iz bırakmaz. Kadınlarda ortaya çıkan yaralar genelde erkeklerde çıkan yaralardan daha uzun sürede iyileşir.

Tekrarlayan nöbet

Asıl nöbetten sonra, herpes simplex virüsü, yaraların ilk ortaya çıktığı alanda cildin altındaki sinir hücrelerinde kalır. Virüs sinir hücrelerinde kalır ama faaliyette bulunmaz, belirtilere neden olmaz. Çoğu insanda, virüs zaman zaman etkinleşip hücreden cilde geçerek tekrarlanan uçuklara (tekrarlayan nöbetlere) neden olur.

Tekrarlayan  nöbetlerden kaynaklanan yaralar, ilk nöbetteki yaralardan genelde daha hızlı ve acısız iyileşir. İnsanlar stres, hastalık, yeni cinsel partnerler veya adet dönemi gibi belli etkenlerin tekrarlayan nöbetleri tetikleyebildiğini bildiriyor.

Tekrarlayan genital uçuk nöbeti geçiren kişilerin yaklaşık yarısı, nöbet gerçekleşmeden birkaç saat veya birkaç gün önce onu hisseder. Kabarcıkların ortaya çıkacağı yerde karıncalanma, kaşıntı, yanma, uyuşukluk, hassaslık veya ağrı hissedebilirler.

Belirtilere sahip kişiler ilk birkaç yılda ortalama beş nöbet geçirir. Çoğu kişi bundan sonra daha az nöbet geçirir. Tekrarlayan nöbet düzeni (genital uçuğun ne kadar sıklıkla tekrarladığı ve ne kadar sürdüğü) çok çeşitlilik gösterir. Bazı insanların her yıl bir sürü nöbeti olurken diğerlerinin yalnızca bir tane olur ya da hiç olmaz.

HSV-1’den kaynaklanan genital uçuk, HSV-2’den kaynaklanan genital uçuklardan daha az tekrarlar ve genelde daha az şiddetli belirtilere neden olur.

Uçuk nasıl yayılır?

HSV-1 bir insandan bir insana genelde öpüşmeyle geçer. HSV-1, oral seks (fellatio, cunnilingus, analingus) sırasında ağızdan cinsel organlara da geçebilir. Eğer geçerse bu genital uçuk vakası olur.

HSV-2 genelde vajinal seks ve anal seksle geçer. Ama HSV-1’in cinsel organları enfekte edip genital uçuğa neden olduğu gibi, HSV-2 de bir insanın cinsel organlarından başka birinin ağzına geçip oral uçuğa neden olabilir.

HSV-2 cansız bir yüzeyde uzun süre yaşayamaz, o yüzden onu örneğin tuvaletten veya jakuziden kapma riski yoktur.

Bulaşıcı dönem

HSV’yi, asıl veya tekrarlayan bir nöbet sırasında uçuk çıkarırsanız yayma olasılığınız en yüksektir. Ama genital herpese sahip birçok insanın uçuklar olmadığında bile virüsü geçirebileceği zaman aralıkları (bir nöbetten bir hafta veya bir hafta sonra) vardır. Bazı insanlar genital uçukları olduğunu bilmediklerinde veya (ağrılı idrar gibi) genital herpeste genelde görülmeyen belirtilere sahip olduklarında enfeksiyonu bulaştırabilirler.

Genital uçuğun belirtileri nelerdir?

Genital uçuk belirtileri kişiden kişiye büyük ölçüde değişiklik gösterebilir.

İlk (asıl) nöbet

Asıl genital uçuk nöbeti HSV’yle ilk enfeksiyondur. Sonraki (tekrarlayan) nöbetlerden daha uzun sürmeye ve daha şiddetli olmaya meyillidir. Asıl nöbetin belirtileri şunlar olabilir:

·         Grip benzeri belirtiler, örneğin ateş, baş ağrısı ve kas ağrıları. Bu belirtiler genelde bir hafta içinde geçer.

·         Nöbetin meydana gelmek üzere olduğu yerde karıncalanma, yanma, kaşıntı ve kızarıklık (haberci belirtiler).

·         Peniste, vulvada ve vajinanın içinde ağrılı, kaşıntılı kabarcıklar. Kabarcıklar anüs, kaba etler, uyluklar, erbezi torbasında, tek başına veya küme halinde ortaya çıkabilir. Bunlar zar zor görünebilir veya bozuk para büyüklüğünde olabilir.

·         Patlayan ve yüzeysel, ağrılı, sızıntılı yaralar haline gelen kabarcıklar.

·         Ağrılı idrara çıkma.

·         Anormal vajinal veya üretral akıntı.

Bazen bir insan enfekte olduktan aylar hatta yıllar sonra belirtileri yaşar. Bu da enfeksiyon kaynağı olan cinsel partneri tespit etmeyi zorlaştırır.

Tekrarlayan nöbetler

Tekrarlayan HSV nöbetleri çatlayan, yaralaşan ve 6 ila 12 günde iyileşen ağrılı kabarcıklara neden olabilir. Tekrarlayan nöbetlerin belirtileri genelde genital kabarcıklar, yaralar ve şişlin bezlerle sınırlıdır. Kabarcıkların en ağrılı oldukları zaman ortaya çıktıkları ilk 24 saattir. Çoğu kişi tekrarlayan nöbetlerde grip benzeri belirtiler yaşar. Tekrarlayan belirtiler genelde daha şiddetsiz olur ve ilk nöbetler kadar uzun sürmez.

Hem ilk hem de tekrarlayan nöbetlerdeki genital herpes enfeksiyon belirtileri kadınlarda erkeklerden daha şiddetli geçer.

Nasıl teşhis edilir?

Genital uçuk genelde tıbbi geçmişinize ve fiziksel bir muayeneye bağlı olarak tanılanır. Kadına jinekolojik muayene yapılır. Pap testi genital uçuğa özel değildir ama kadının tıbbi tarihçesine göre onu da kapsar. HSV enfeksiyonunu kontrol etmek için erkeğe genital muayene yapılır.

Genital uçuk nasıl tedavi edilir?

Başlangıç tedavisi

Çoğu insan ilk (asıl) genital uçuk nöbetinden sonra antiviral ilaçlar alarak rahatlar ve belirtileri geçer. İlk genital herpes nöbetlerini tedavi etmek için antiviral ilaçlar, örneğin asiklovir, famsiklovir veya valasiklovir önerilir. Reçetesiz satılan ilaçlar, örneğin ibuprofen veya asetaminofen, genital uçuktan kaynaklanan ağrı ve ateşi azaltabilir.

Devam eden tedavi

Genital herpesin tekrarlayan nöbetleri için antiviral ilaçlar alma kararı nöbetlerin ne kadar sürdüğüne, ne kadar ağır geçtiğine ve ne sıklıkta tekrarladığına bağlıdır. Sık sık nöbet geçirmeyen kişiler düzenli olarak ilaç almak istemeyebilir.

Antiviral ilaçlar genital uçuk yaralarının iyileşmek için geçen süreyi azaltır ve birkaç nöbeti de önlemeye yardımcı olur. Antiviral ilaçların ek bir yararı da cinsel partnerlerin birbirine HSV geçirme olasılığını azaltmasıdır.

Tekrarlayan nöbet riskini azaltmak için, nöbetleri tetikleyen etmenleri, örneğin güneşe çıkmak, yorgunluk, genital bölgenin tahrişi ve stresi azaltın veya onlardan kaçının.

Önleme

Genital uçuk (HSV) enfeksiyonu veya cinsel yolla bulaşan bir hastalık geçirme riskinizi azaltmak için önlemler alabilirsiniz. HSV’yi partnerlerinize geçirme riskinizi de azaltabilirsiniz. Güvenli cinsel ilişki ve prezervatif kullanımı alacağınız önlemler arasındadır.

Genital Siğiller ile Rahim Ağzı Kanseri İlişkisi

Genital siğiller (kondilom) cinsel yolla bulaşan ve human papilloma virus (HPV) adı verilen bir virüsün neden olduğu enfeksiyonlardır. HPV virüsünün genital mukozada oluşturduğu yaralara "genital siğil" denir. Vajina, penis, vulva veya anüs çevresinde ortaya çıkan birkaç milimetre çapında, kırmızımsı veya kahverengimsi kabarıklıklardır. Toplumda çok sık görülen bir enfeksiyondur. Genel olarak her on kişiden birinde genital siğil olduğu söylenebilir.

Genital siğil, HPV hastalığı taşıyan bir bireyle girilen her türlü cinsel ilişki ile bulaşabilir. Virüs, ilişki sırasında ciltte ortaya çıkan mikroskopik yırtıklar ve sıyrıklar vasıtası ile ciltten cilde temas yolu ile bulaşır. Virüsün erkek menisi içinde de saptanması vücut sıvılarının teması yolu ile de bulaşabileceğini düşündürmektedir. Virüs ile temas eden herkeste enfeksiyon bulguları ortaya çıkmaz ancak kondilom ortaya çıkan bireylerin %60 - 90'ının partnerinde de virüs olduğu saptanmıştır.

Virüs bir kere vücuda girdikten sonra uzun yıllar sessiz kalabilir. Cinsel yönden aktif olan herkeste görülebilir. En çok birden fazla sayıda partneri olan, ya da partneri birden fazla kişi ile birlikte olmuş 15-30 yaş arası kişilerde görülür. Gebelik esnasında çok hızlı bir seyir izler. Nadiren anneden bebeğine geçebilir.

HPV sadece genital siğillere neden olmaz. Bu virüsün 60'dan fazla değişik alt grubu vardır ve bu gruplardan bazılarının rahim ağzı kanserine neden olduğu bilinmektedir.

Genital Siğil ve Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı (serviks) hücrelerden oluşan ince bir doku tabakası ile kaplıdır. HPV bu hücrelere girebilir. Enfekte olan hücreler anormal hücreler haline gelerek veya zarar görerek farklı şekilde büyümeye başlarlar. Bu hücrelerdeki değişimler kanser öncesi olarak bilinen bir değişim olmaya doğru ilerleyebilirler. Rahim ağzını kaplayan ince dokudaki değişimlere displazi veya servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) adı verilir. Çoğu kadının bağışıklık sistemi virüsü kansere dönüşmeden yok eder. Fakat bazı kadınlarda HPV bağışıklık sistemi tarafından yok edilmez ve vücutta kalır. Bu durumda HPV kansere ya da daha sık olarak kanser öncesi oluşumlara yol açabilir.

Genellikle rahim ağzı kanserinin oluşması yıllar sürer. Bu süre içinde HPV enfeksiyonu rahim ağzı üstündeki veya çevresindeki hücreleri anormal hücreler haline getirir. Smear testi (Pap smear veya servikal sitoloji taraması) anormal hücre değişimlerini erken evrede saptayarak kansere dönüşmeden tedavi edilmelerine olanak sağlar. Smear sonucu anormal veya şüpheli çıkan 30 yaş ve üstü kadınlarda ek olarak HPV tiplemesi de yapılır. Bu test 13'ten fazla yüksek risk grubu HPV türünü saptayabilir.

Teşhis ve Testleri

Rahim ağzı kanserinin tespitinin en önemli unsuru düzenli olarak her yıl yapılması gereken kontrollerdir.

Vajinal smear testi bir tarama testidir ve bu kontrollerin en önemli bileşenidir. Vajinal simir testinde problemli olarak görülen sonuçlar üzerine detay araştırmalar yapılır. İlk olarak kolposkopi denen ve yaklaşık 30 ila 40 kat büyüten bir tür mikroskop aracılığıyla rahim ağzı bölgesi doğrudan gözlenir. Gözlem sırasında herhangi bir sorunlu bölgeyle karşılaşıldığında, kolposkop üzerindeki aparat aracılığıyla biyopsi yapılır. Bu yolla rahim ağzında kanserleşmekte olan öncü lezyonların olup olmadığı anlaşılır. Alınan dokular patolojiye gönderilir. Patoloji, bu bölgede kanserli bir alan olup olmadığını daha net bir şekilde tespit eder.

Rahim ağzı kanserinde tanıya giden yolda ana unsur smear testidir. Ama smear testi bir tarama testidir ve burada sorun çıkan kadınlarda mutlaka kolposkopi yapılır. Kolposkopla sorunlu alanlardan biyopsi yapılır.

Genital siğil riskini azaltmanın en etkili yolu birden fazla sayıda partner ile birlikte olmamaktır. Ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda prezervatif en etkili önlem yoludur. Prezervatif siğillerin yanı sıra cinsel yolla bulaşan AIDS'de dahil olmak üzere pek çok hastalığa karşı koruma sağlar. Ancak siğiller kondomun kapladığı alan dışında da bulunabildiğinden prezervatif zaman zaman etkisiz kalabilir.