<<

Dr. Günay

Saç Dökülmesi

Saç dökülmesinde en önemli rolü hormonlarımız oynuyor. Kadınlarda östrojen hormonunun az, erkeklerde androjen hormonun fazla salgılandığı durumlarda (ki bu günlük değişiklikler gösterir, yani hormon testleriyle yakalamak çok zordur), saçlı deride yağlanma kendini gösterir. Yağ, ölü hücreler, kirler ve tozlar karışarak Sebum adını verdiğimiz bir sıvağ oluştururlar. Normalde günde 50-100 tel saç dökülmesi normal kabul edilir. Ancak folikül adını verdiğimiz saç kökleri sağlam kaldığı için bu dökülenlerin yerine saç çıkması sağlanır. Bu sirkülasyon devam ederken, yukarıda bahsettiğimiz yağ karışımı gelir ve dökülen saç kökünün ağzını tıkar. Bu tıkacın zamanla üzeri deri ile kaplanır ve beslenemeyen saç kökü ölür; bu saç kaybının başlangıcıdır.

Sadece cinsiyet hormonları değil, tiroid hormonları da saç kaybı ile ilişkilidir. Bu nedenle, saç kaybı şikayetiyle bize başvuran hastalarda işe, öncelikle kan sayımı, demir ve çinko elementlerinin kandaki seviyesi ve tiroid hormonlarına bakmakla başlarız. Bu testlerden aldığımız sonuçlara göre eğer bir anormallik varsa bunları düzeltmek gereklidir. Daha sonra, saç dökülmesinin normal bir saç dökülmesi mi yoksa bir hastalığa bağlı bir dökülme mi olduğunu tespit ederiz. Hastalığa bağlı saç dökülmelerine gelince; bunlardan biri vücudun bağışıklık sisteminde oluşan bozukluklarda görülen, birkaç santimetre çaptan başlayıp daha sonra büyüyebilen, kaşı, kirpiği ve tüm vücut tüylerini de dökebilen Pelade’dır. Bu hastalığın tedavisi günümüzde kolayca yapılmaktadır, yani dökülen saçların çıkarılması ilaçlarla sağlanmaktadır. Bu en sık görülen dökülmeden başka, daha nadir görülen çeşitler de vardır.

Konumuz olan, hemen herkeste oluşabilen saç dökülmelerine gelince, günümüzdeki tedavi teknikleriyle bu dökülmeyi durdurmak ve eğer saç kökleri henüz ölmediyse bunlardan yeni saç oluşumu sağlamak mümkün olabilmektedir. En basit tedavi teknikleri uygun şampuanın seçilmesi, saçlı derideki kepek ve diğer rahatsızlıkları giderecek özel losyonlar kullanılması ve saça özel vitamin alınması (Biotin gibi) tedavinin ilk aşamasını oluşturur. Tabii ki bunlar bir dermatolog hekimin muayenesinden sonra karar verilecek tedavilerdir. Daha ileri tedavi yöntemlerine gelince; bunlarda birinci, bir tansiyon ilacı çalışmaları sırasında hayvan deneylerinde, kobaylardaki aşırı tüy artışından esinlenerek çalışmanın tümüyle saç dökülmesi tedavisine döndürülmesiyle bulunan Minoxidil etken maddeli ilacın uygun periyodlarda saçlı deriye sürülmesidir. Saç dökülmesinin azlığı ya da çokluğuna göre, değişik konsantrasyonlarda hazırlanan bu solüsyon yine doktorun uygun göreceği sürede kullanılarak hem saç dökülmesini durdurmada hem de ölmemiş köklerden saç çıkmasında başarılıdır. Ancak ilaç bırakıldığında ilacın etkisiyle çıkan saçlar yeniden dökülebilir.

İkinci bir ilaç ise ağızdan alınan bir ilaçtır. Ancak bayanlar için üzücü bir durum bu ilacın sadece erkekler tarafından kullanılabilmesidir. Erkek tipi saç dökülmelerinde, en önemli nedenin testosteron hormonunun bir türevinin olduğu bilinmektedir. Bu hormonun oluşumundaki halkalardan birini bozan bir ilaç, bu hormonun saç dökülmesindeki işlevini durdurabilmektedir. Böylelikle her gün doktorun belirleyeceği dozda alınan bu haplar, saç dökülmesini 3-6 ay arasında durdurabilmekte ve daha uzun vadede kullanıldığında ölmemiş köklerden saç çıkması sağlanmaktadır.

Tedavide Son Nokta:

Tıbbın geldiği bu en üst düzeydeki tevdilere ilaveten bir tedavi yöntemi daha bulunmaktadır. Bu yöntem saç için hazırlanmış özel vitamin karışımlarının, damar açıcı bir madde ile birleştirilerek saçlı deriye zerk edilmesidir. Hiçbir yan etkisi olmayan bu teknikte, saçlı derideki yüzeysel kan damarları genişlemekte ve bu vitamin karışımları saç köküne direkt verilmekte, tabiri caizse vitamin bombardımanı yapılmaktadır.

 

Saç dökülmesi nasıl önlenebilir?

Saç dökülmesi en yaygın cilt sağlığı problemlerindendir. Dökülmeyi önlemek için önce saç dökülmesinin sebebinin tespit edilmesi gerekiyor. Saçlarda seyrelme mi, yoksa kelleşme mi olduğu kesin olarak tespit edilmelidir. Saç dökülmesi en çok yıkama ve tarama sırasında görünür hale gelir.

Eğer saçlarınızda dökülme tespit ettiyseniz:

·         Bu dökülme günde ortalama 100 ile 200 tel arasındaysa bu dökülme olması gereken normal bir dökülmedir. Bu sayının üzerindeki dökülmeler anormaldir ve mutlaka bir dermatoloji uzmanı tarafından kontrol edilmesi gerekir.

·         Doğum, ateşli-ağır hastalık, yaralanma ve cerrahi operasyon geçirme gibi durumlardan sonraki 2-3 içinde yaşanan saç dökülmeleri de normaldir.

·         Guatr tedavisinde kullanılan ilaçlar, A vitamini, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar da saç dökülmesine neden olabilir. Bu tarz dökülmelerde saç derisi sağlıklıdır. Tedavi gerektirmez, dökülen saçlar bir süre sonra kendiliğinden yerine geri gelir.

·         Bazı saç dökülmelerinin nedeniyse iç hastalıklarından kaynaklanır. Demir eksikliğine bağlı kansızlık, guatr gibi hastalıklar da saç dökülmesine yol açabilir. Bu durumda saç dökülmesinin durması için var olan hastalığın tedavi edilmesi gerekir.

·         Saç kıran nedeniyle de saç dökülmesi yaşanabilir. Halk arasında saç kıran olarak bilinen, alopesi areata hastalığında saç derisinde küçük yuvarlak boşluklar bırakacak şekilde saç dökülmeleri yaşanır. Tedavisi sırasında kortizonlu krem ya da saçsız alanlara kortizon enjeksiyonu yapılabilir. Bazen sistemik kortizon tedavisi de uygulanabilir. Bunun yanı sıra saç kökünü uyaran farklı ilaç tedavileri de uygulanabilir. Bu tip saç dökülmelerinde muhakkak bir cilt doktoruna gidilmelidir.

·         Bir başka saç dökülme şekli de erkek tipi saç dökülmesidir. Erkek tipi saç dökülmesi, daha çok erkeklerde görülen, fakat son yıllarda kadınlarda da görülmeye başlanan, şakak ve tepe kısmındaki saçların tamamen döküldüğü bir rahatsızlıktır. Bu tip dökülmenin bir diğer adı da kalıtsal saç dökülmesidir. Erkeklerde bu tip saç dökülmesi şakak ve tepe kısmında görülürken; kadınlarda kafa derisinin üst kısmında seyrelme şeklinde görülür. Saçların seyreldiği alanların kenarlarında olgunlaşmamış kısa, ince ve uca doğru giderek cılızlaşan saçlar bulunur.

Erkek tipi saç dökülmesinin tedavisinde, 6 ay boyunca günde 2 kez solüsyon tedavisi uygulanır, erkeklerin % 30’unda, kadınlarınsa daha fazlasında, fark edilir oranda saç artışı yaşanır. Bu tedavi saçlarında seyrelme olup tam olarak kelleşmenin başlamamış olduğu hastalar için çok daha uygundur.

Bu tedavi, yaşlı kadınlardaki saç dökülmelerinde etkilidir. Diğer tedavi yöntemiyse erkek hastalar günde 2 kez kullanılan hap tedavisidir. Doktorunuzun önereceği bu haplar saç kökünü aktif hale getirerek saçın yeniden çıkmasını sağlar.

·         Eğer kadınlarda dökülmeyle birlikte sivilce, tüylenme ve adet düzensizliği problemi de varsa uzman doktoru tarafından ayrıntılı bir incelemeye tabii tutulmalıdır.

Bu tedavilere cevap vermeyen hastalarda başın saç ektirme ameliyatı uygulanarak kelleşme sorununa çözüm bulunabilir.

 

Saçkıran (alopesi areata) nedenleri ve tedavisi nelerdir?

Saçkıran sonradan edinilen bir hastalıktır. Saç çıkan her yeri etkileyebilir ve lekesiz saç kaybına beden olan bölgesel bir hastalıktır.

Saçkıranda bilinmeyen bir sebeple bağışıklık sistemi saç hücrelerine saldırır saç oluşumuna zarar verir. Bu özel anormallik oto-bağışıklık sisteminin oluşmasına neden olur. Bu yanlış yönlendirilmiş bağışıklık sistemi vücudun kendisine zarar vermeye başlar. Sonuç olarak, bağışıklık sistemi vücudun belli dokularına saldırır.

Saçkıran aynı zamanda alerjik bozukluklar gibi (tiroit hastalığı, vitiligo, deri veremi, eklem romatizması ve ülsere dönüştüren kalın bağırsak iltihabı) başka oto-bağışıklık durumlarıyla ilgilidir. Bu hastalıkların teşhis ya da tedavisi saçkıran oluşumunu doğrudan etkilemez. Bazen genlerin etkisiyle aile üyelerinde ortaya çıkar.

Saçkıran belirtileri nelerdir?

En yaygın şekli saç derisinde bir ya da daha fazla belli noktalarda oluşan saç kaybı şeklindedir. Bir başka şekli de daha yaygın saç seyrekleşmesidir. Bazen tamamen saç kaybı meydana gelir. Çok nadir olarak da vücudun tüm bölgesinde saç kaybı olur (alopecia universalis).

Saçkırandan kimler etkilenir?

Saçkıran genelde 30-60 yaş arası yetişkinlerde meydana gelir. Ama daha yaşlıları ve nadiren çocukları da etkiler. Saçkıran bulaşıcı değildir. Doğum kontrolü için yapılan hormonal östrojen ve progesteronun devam etmemesini sağlayan terapilerden kaynaklanan saç dökülmesiyle ve doğuma son verdikten sonra oluşan saç dökülmesiyle karıştırılmamalı.

Saçkıran nasıl teşhis edilir?

Normalde saç olan bölgede saçın artık çıkmaması durumu teşhiste önemli bir bulgudur. Bazen, teşhisi desteklemek için saç derisinden örnek de alınması gerekebilir. Faydalı olabilecek başka bulgular da çatlamış saçları temsil eden kısa saçlar, cildin zarar gören bölümündeki sarı alanlar, kel bölgedeki kısa, ince saçlardır. Diğer saç kaybı etkenleri de tarih ve klinik değerlendirmenin dışında tutulur.

Saçkıran tedavisi nasıldır?

Tipik saçkıran oluşumu doğal gelişen bir saç azalması şeklinde meydana gelir ve önceden tahmin edilemez. Saç kaybı ne kadar uzun olursa ve alan ne kadar geniş olursa, saçın tekrar oluşumu o kadar düşük ihtimalli olur. Bu yüzden, çeşitli tedaviler vardır ama hiçbiri hastalığın oluşumuna direk etkide bulunamayabilir. Saç derisi için, steroit iğneler, kremler ve şampuanlar yıllarca kullanılmıştır.

Birçok kronik bozuklukta nasıl tek tedavi yoksa, aslında faydası olmayan birçok çare üretilmiştir. Hastalığı önlemeye yönelik hiçbir etkili yöntem yoktur ancak stresin ortadan kaldırılmasının faydalı olabileceği düşünülüyor. Hiçbir ilaç ya da saç bakım ürünü saçkıranın başlangıcıyla ilgisi yoktur. Bu karmaşık durumu çözmek için yapılacak daha çok araştırma vardır. Tam olarak tedavi olmasa da, kozmetik kamuflaj saçkıran için önemli bir gelişmedir. Hem erkek hem de bayan için saç kaybının yaratacağı yıkıcı duygusal etki önemli olabilir.