<<

Dr. Günay

Sedef Hastalığı (Psoriasis)

Sedef hastalığı dermatoloji bilim dalını en fazla meşgul eden, tedavisi en zor olan ve yaygın olarak rastladığımız bir cilt hastalığıdır. Tarif edecek olursak kırmızı bir zemin üzerinde sedef rengi pullarla kendini gösterir. Belirtiler birkaç mm büyüklüğünden, birkaç cm büyüklüğüne kadar değişebilir. İlerlediği zaman tüm vücudu kaplayabilir. Kaşıntı ve kuruluk hissi, eşlik eden hissedilen belirtilerdir. Başlangıçta genellikle diz ve dirseklerde görülürse de saçlı deri, eller, ayaklar ve daha sonra vücudun her yerinde rastlanabilir. İç organları genellikle tutmaz ancak tırnaklarda ve küçük eklemlerde sıklıkla rastlanır. Eklemleri tuttuğu zaman sedef artropatisi adını alır. Genellikle el ve ayaklardaki küçük eklemleri tutar. Ancak diğer eklemleri de etkileyebilir. Bu durumda şiddetli ağrılara neden olabilir. Erkek kadın cins ayırt etmez, her iki cinste de rastlanabilir. Çocukluk çağlarında da görülebilen bir hastalıktır.

Yakın zamana kadar hastalığın oluşumunda psikolojik faktörlerin rol oynadığı düşünülüyordu. Ancak benim görüşüm stresin hastalığın oluşumunu tetiklediği, hastalığın oluşumunun da stresi arttırdığı yönünde. Yani psikolojik durumun, hastalığın başlaması için tetikleyici faktör olduğunu düşünüyorum. Son yıllarda yapılan çalışmalarda sedefin bir bağışıklık sistemi hastalığı olduğu yolunda önemli kanıtlar elde edilmiştir. İrsiyet ve hormonal olduğu konusunda çalışmalar yapılmış ancak anlamlı sonuçlara varılamamıştır. Hastalık ultraviyole ışınlarından olumlu etkilenmekte olup dolayısıyla yazın görülme sıklığı azalmaktadır.

Sedef hastalığı şikayeti ile bana başvuran hastanın başvuru nedenleri arasında genellikle (kepeklenme, kabuklanma, kabukların elbise üzerine ve etrafa yayılması, kaşıntı, tırnak bozukluğu, el ve ayaklarda ağrılar) sayılabilir. Hastalık bulaşıcı olmayıp hastanın psikolojisini bozan bir durumda deniz, havuz, spor salonu gibi topluluk içinde dışlanmalarıdır.

Kırmızı zemin üzerinde sedef rengi pullanma karakteristik sedef hastalığı görüntüsü olup daha nadir görülen, el ve ayakları tutan ve birkaç mm çapında su kabarcıkları görünümüyle tanımlanan püstüler psoriasis, tüm vücutta kızarma ve kepeklenmeyle kendini gösteren elitrodermik psoriasis ve sadece tırnaklarda sararma, tırnak yüzeyinde düzensizleşme ve çizgilerle görülen tırnak sedefi son olarak yukarıda bahsettiğimiz küçük eklemleri tutan sedef artriti daha nadir görülen sedef tipleri arasında sayılabilir.

Hastalığın tedavisine gelince, çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilir:

•Kabukların dökülmesi ve kızarıklığın geçmesi amaçlı kremlerle yapılan tedavi eskiden beri uygulanan bir yöntemdir. Kabuk ve pulları ortadan kaldırmak için hazır krem ve losyonlar olduğu gibi, içine salisilik asit gibi soyucuların katıldığı el yapımı ilaçlar kullanılır. Kabuklanma bu ilaçlarla ortadan kaldırıldıktan sonra aktif madde içeren kremlerle zemindeki kızarıklığın geçirilmesine çalışılır. Genellikle başarılı olan bu tedavi yöntemi bırakıldığında belirtiler bir süre sonra tekrarlar ve yöntemin tekrarlanması gerekir.

PUVA tedavisi: Deriyi ultraviyole ışınlarına karşı duyarlılaştıran ilaçları ağızdan verip bir süre sonra hastayı tedavi edici ultraviyole ışını veren cihazlara maruz bırakmaktır. Seanslar halinde uygulanan bu tedavide yüz güldürücü sonuçlar alınmakta ancak tedavi bırakıldığında hastalık bir süre sonra yinelenmektedir. Güneşin fazlasıyla bulunduğu ülkemiz ikliminde bu tedavinin ne kadar gerekli olduğu tartışılabilir. Tedavide kullanılan ışınlar güneşin yaydığı ışınlar arasındadır. Yazın sedef hastalarının iyileşmesi bu nedenledir.

•Sedefin bir bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu söyledik. Bu nedenle yukarıdaki tedavilerden fayda göremeyen ağır tırnak ve eklemleri tutan sedef hastalarına günümüzde bağışıklık sistemini etkileyen ilaçlar uygulanabilmektedir. Bu yöntem çalışma sosyal çevresinde yağlı kremler kullanmak istemeyen ve bu tedavileri denemiş olan hastalar için idealdir. Bağışıklık sistemini etkileyen ilaçlar, sedefte olduğu gibi romatizmal hastalıklar ve kanser tedavisinde de kullanılan ilaçlardır. Ancak dozaj olarak diğer hastalıklara göre çok az dozda yeterli olabilmektedir. Bu ilaçlar dermatolog doktor kontrolünde gerekli dozda ve gerekli testler yapılması şartıyla güvenle ve yan etki olmadan kullanılabilir. Tedavi süreleri 2 ayla 1 yıl arasında olup zaman zaman tekrarlanmaları gerekebilir. Özellikle romatizmal şikayeti olan sedeflilerde en etkin tedavi yöntemidir.

•Tüm bu tedaviler günümüzde sosyal ve iş yaşantısını sedefsiz sürdürmek isteyen kişilerde başarıyla kullanılmaktadır. Ancak güvenle kullanılabilmesi için mutlaka bir dermatolog doktor tarafından takip edilmesi gereklidir.

•Sedefte herhangi bir diyet veya yaşamı kısıtlayan bir öneri yoktur. Hastanın yapmaması gereken tek şey kese, fırça ya da tırnaklama yoluyla kabuklardan kurutulmaya çalışmaktır. Bu durumda derinin yapısı bozulacak ve iyileşme zorlaşacaktır.

 

Sedef hastalığı (psoriasis) nedir?

Sedef hastalığı, her yaşta ortaya çıkabilen ve sık görülen bir cilt hastalığıdır. Kırmızı, beyaz, gümüş renkli kalın yamalı döküntülere sebep olur. Öncelikle dirsekler, dizler, kafa derisi ve bel bölgesi olmak üzere vücudun herhangi bir bölgesinde görülebilir. Sedef hastalığı dünyadaki insanların %3’ünü etkiler ve her yaş grubunda görülebilir.

Sedef hastalığı çoğunlukla küçük kırmızı şişlikler şeklinde başlar. Bu şişlikler genişleyip kalınlaşabilir ve sonunda pullanma gelişir. Yamalar birleşerek vücudun geniş bir alanını kaplayabilir. Döküntüler kaşıntılı ve rahatsız edici olabilir ve kaşıma ile kolayca kanayabilir.

Deride plaklar görülen kişilerin yarısında tırnakta da sedef hastalığı görülür. Bu durum tırnakların sarımsı-kırmızımsı görünmesine neden olur. Tırnaklar parçalanabilir, çukurlaşabilir veya tırnaklarda oyuklu çizgiler gelişebilir. Tırnakta sedef hastalığı olan hemen herkesin derisinde de, herhangi bir yerde döküntü ve plaklar görülür.

Sedef hastalığı olan kişilerin %30’unda, ağrılı ve bazen de eklemleri kullanılmaz duruma getiren iltihaplı bir hastalık olan psöriyatik artrit görülür. Psöriyatik artrit herhangi bir yaşta oluşabilir ancak yaygın olarak 30-50 yaşları arasında ortaya çıkar.

Sedef hastalığının nedeni nedir?

Hastalığın gelişmesinde bağışıklık sisteminin, genlerin ve çevresel faktörlerin önemli rol oynar.  Normalde yaşlı deri hücreleri her dört haftada bir yenilenir. Sedef hastalığı olan kişilerde ise bağışıklık sistemi iltihabı tetikler, bu durum ise yeni hücrelerin iki üç günlük sürede yüzeye ilerlemesine neden olur. Bu çoğalmanın sonucunda döküntüler oluşur. Sedef hastalığı kişiden kişiye bulaşmaz ancak aynı aile bireylerinde gelişmeye meyillidir.

Sedef hastalığını neler tetikler?

Sedef hastalığı olan kişiler hastalığın belli zamanlarda alevlendiğini görürler. Yaygın tetikleyiciler şunlardır:

·         Deride yaralanma ya da enfeksiyon

·         Duygusal stres

·         Bazı tedaviler

·         Sigara ya da alkol kullanımı

Sedef hastalığının etkileri nelerdir?

Sedef hastalığı bazı kişilerin özgüveninin ve psikolojisini etkileyebilir. İnatçı ve hoş görünmeyen döküntüler yüzünden kişiyi arkadaşlık kurmaktan, sosyal faaliyetlerden ya da iş görüşmelerinden kaçınabilir. Tüm bunlar, kişide belirtileri daha da kötüleştirebilecek olan depresyon ya da anksiyete riskini yükseltebilir.

Sedef hastalığının tedavi yöntemleri nelerdir?

Genellikle deri, saç derisi ve tırnak muayenesi yapılarak sedef hastalığı tanısı konabilir. Eğer eklemlerinizde ağrı ve şişme varsa, artrit ihtimali de dikkate alınarak kan testi ve röntgen istenebilir.

Topikal tedavi

Hafif ila orta şiddette sedef hastalığı olan kişiler için topikal tedavi yöntemleri; iltihabı, kaşıntıyı ve hücre gelişim oranını azaltmak için krem veya merhem kullanımı yararlı olabilir. Bu tedavi topikal steroidler, nemlendiriciler, salisilik asit, antralin, retinoidler, kalsipotriol (D vitamini analoğu), tazaroten ve kömür katranını kapsamaktadır. Saç derisindeki sedef hastalığı için katranlı şampuanlar yararlı olacaktır.

Ultraviyole ile tedavi

Fotokemoterapi (PUVA):Tedavi, 8-metoksipsoralen (8-MOP) gibi güçlü bir fotoduyarlandırıcının oral olarak alımından yaklaşık 2 saat sonra özel olarak ultraviyole A (UVA) veren kabinlerde ışığa maruz kalınmasıyla yapılır. 8-MOP, DNA’ya bağlanır. UVA’nın enerjisi ile DNA zincirleri arasında çift bağlar oluşur ve DNA sentezi ve mitoz engellenir.

Selektif UVB tedavisi:Guttat psoriasisde çok etkilidir, ayrıca plak tip psoriasis lezyonlarının tedavisinde de faydalıdır. Kronik plak psoriasisinde haftada 3 kez kullanılan darbant UV-B fototerapi haftada 2 kez kullanılan 8-MOP PUVA tedavisi kadar etkili bulunmuştur. Bugün dar bant UVB plak tip ve guttat psoriasis için standart tedavi haline gelmiştir.

Banyo PUVA:8-MOP veya 5-MOP gibi fotoduyarlandırıcıların banyo suyuna katılmasıyla yapılır. PUVA’da görülen gastrointestinal şikayetler gibi sistemik yan etkiler banyo PUVA’da yoktur. UV’ye maruziyet konvansiyonal PUVA’dakinin dörte biri kadardır ve melanom dışı deri kanseri gelişme riski azalır. Eritem daha az görülür ve tedaviden sonra göz korunmasına ihtiyaç yoktur.

Balneofototerapi:Ampirik olarak tuzlu su ve güneş ışığının psoriasise faydalı olduğu belirtilmektedir. Ölü Deniz’de yapılan çalışmalarda, yüksek derecede konsantre tuzlu su ve UVB ışığının en etkili olduğu bulunmuştur. Bugün Avrupa’da bazı merkezlerde tuzlu su banyoları ve suni UVB ile tedavi yapılmaktadır.

İmmünsupresif tedavi

Ağızdan alınan immünsuporesif ilaç tedavisi, sadece sedef hastalığının belirtilerini değil; aşırı etkin olan bağışıklık sistemini hedef alır. Bu ilaçların kullanımı sadece sedef hastalığı diğer tedavi yöntemlerine cevap vermediğinde tavsiye edilmektedir. Metotreksat ve siklosporin tedavi seçeneklerindendir. Şiddetli sedef hastalığının tedavisinde bazı oral retinoidler de kullanılabilir.

Bağışıklık sistemini etkileyen bu ilaçlar, sedefte olduğu gibi romatizmal hastalıklar ve kanser tedavisinde de kullanılan ilaçlardır. Ancak dozaj olarak diğer hastalıklara göre çok az dozda yeterli olabilmektedir. Bu ilaçlar dermatolog doktor kontrolünde gerekli dozda ve gerekli testler yapılması şartıyla güvenle ve yan etki olmadan kullanılabilir. Tedavi süreleri 2 ayla 1 yıl arasında olup zaman zaman tekrarlanmaları gerekebilir. Özellikle romatizmal şikayeti olan sedeflilerde en etkin tedavi yöntemidir.

Biyolojikler

Biyolojikler, sedef hastalığı olan kişiler için nispeten yeni olan tedavi seçenekleridir.  Bunlar canlı hücrelerden üretilen ilaçlardır. Tıpkı eski sedef hastalığı ilaçları gibi, bağışıklık sisteminin etkinliğini değiştirirler.  Biyolojikler, enjeksiyon veya intravenöz (damar içi) infüzyonla verilirler. Ancak bağışıklık sistemini baskıladığı için sizi ciddi bir enfeksiyona karşı savunmasız hale getirebilir.

Öneriler

Sedefte herhangi bir diyet veya yaşamı kısıtlayan bir öneri yoktur. Hastanın yapmaması gereken tek şey kese, fırça ya da tırnaklama yoluyla kabuklardan kurutulmaya çalışmaktır. Bu durumda derinin yapısı bozulacak ve iyileşme zorlaşacaktır.